Türk Hukukunda Boşanma Davaları Kapsamında Nafaka Kurumu ve Hukuki Süreçler
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması veya kanunda sayılan diğer özel boşanma sebepleriyle sona ermesi, eşler ve varsa müşterek çocuklar açısından çok boyutlu hukuki ve mali sonuçlar doğurmaktadır. Bu mali sonuçların en önemlilerinden biri de şüphesiz "nafaka" kurumudur. Türk Medeni Kanunu (TMK) kapsamında düzenlenen nafaka, temelde dayanışma ve yardımlaşma ilkesine dayanmakta olup, boşanma süreci ve sonrasında tarafların asgari yaşam standartlarının korunmasını amaçlar.
Aile ve boşanma hukuku alanında çalışmalarını yürüten Av. Tolga Çelik ve Av. Nur Baştürk, hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanan bu metinde, boşanma davalarında karşılaşılan nafaka türlerini, nafaka bağlanma şartlarını ve uygulamadaki yansımalarını Türk hukuku normları çerçevesinde incelemektedir.
Boşanma Davalarında Karşılaşılan Nafaka Türleri
Türk hukuk sisteminde boşanma davası süreci ve sonrasına ilişkin olarak dört farklı nafaka türü düzenlenmiştir. Bunlar; tedbir, iştirak, yoksulluk ve yardım nafakasıdır. Ancak boşanma davalarının doğrudan konusu olan ve en sık karşılaşılan türler tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakalarıdır.1. Tedbir Nafakası
Tedbir nafakası, boşanma davası açılmadan önce veya dava devam ederken, eşlerin ve çocukların barınma, geçinme ve bakım gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla hâkim tarafından geçici olarak hükmedilen nafaka türüdür. Boşanma davası açılmasıyla birlikte eşlerin ayrı yaşama hakkı doğar. Bu süreçte maddi olarak dezavantajlı duruma düşecek olan eş veya çocuklar için tedbir nafakasına hükmedilebilir. Tedbir nafakası talebinde bulunan eşin kusur durumu bu aşamada kesin bir engel teşkil etmez; zira amaç, dava süresince doğabilecek mağduriyetlerin önüne geçmektir. Karar kesinleştiğinde tedbir nafakası, niteliğine göre ya sona erer ya da iştirak/yoksulluk nafakası olarak devam eder.2. İştirak Nafakası
Müşterek çocukların velayeti boşanma kararıyla birlikte eşlerden birine verilir. Ancak velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve korunma giderlerine kendi mali gücü oranında katılma yükümlülüğü devam eder. Kamu düzenine ilişkin olan bu yükümlülüğün mali yansımasına iştirak nafakası denir. İştirak nafakası belirlenirken çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları ve nafaka yükümlüsü eşin sosyo-ekonomik durumu (SED) dikkate alınır. Taraflar talep etmese dahi hâkim, çocuğun üstün yararını gözeterek iştirak nafakasına re'sen hükmedebilir. Bu nafaka türü, kural olarak çocuk ergin olana (18 yaşını doldurana) kadar devam eder. Ancak çocuk ergin olmasına rağmen eğitimine devam ediyorsa, eğitim süresince yardım nafakası adı altında bu destek talep edilebilir.3. Yoksulluk Nafakası
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eşin, diğer eşten mali gücü oranında süresiz olarak talep edebildiği nafaka türüdür. TMK Madde 175 uyarınca bu nafakaya hükmedilebilmesi için temel iki şart aranır:- Nafaka talep eden eşin boşanma neticesinde yoksulluğa düşecek olması,
- Nafaka talep eden eşin, boşanmaya yol açan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması.